Ne kadar kafiyeli bir başlık buldum ben böyle..... Eveeet öss zamanı bu kadar kıvranmadım ben kimse çekmedi bu ales sınavından benim kadar. Çok değerli okuyucularım sizlerle de paylaşmak isterim sevgili yazarınız ales sınavından alnının akıyla çıkmış bulunmaktadır.
Bundan sonra yapılacaklar listesinde... itinayla üniversite seçmek kalıyor. Bu kadar kıvranmam yüksek lisans flan yapmak değil, onun için yeterli puanı fazlasıyla zamanında aldım. Bu ulvi bir iş için :) okutmanlık için...Çünkü hepimiz biliyoruz ki yabancı dil okutmanlığı için başvuruda bulunan her şahısın çok iyi derecede matematik ve türkçe bilmesi gerekmektedir. Haşaa sen past present future anlatırken.. present tense bir matematik sorusu çıkarsa cevaplayamazsın diye matematik ve türkçe bilginde sınanmalıdır!!!
Sınavı geçmem farklı şehirlerde hala bayram havasında kutlanmakta.. daha haber kıtaları geçemedi ama duyulduğu zaman oralarda da bayram havası estirmeye başlayacaktır.
Dün öğleden sonra haberi aldım. Ekranda puanı gördükten sonra supermanvari bir edayla görenlerde bu kızda ful yapmış heralde dedirtecek bir şekilde ofiste dolaşmaya başladım.
O zaman haydi hep beraber söylüyoruz bu şarkı sevgili ösymye ve yök e gelsin in your face ales... nihavent makamında :)
17 Aralık 2011 Cumartesi
6 Aralık 2011 Salı
İçsel huzurumu kaybettim, hükümsüzdür...
Bahsettim mi daha önceden hatırlayamıyorum ama son zamanlarda bu kuantum, evren, enerji gibi şeylere taktım kafayı ve bunun üzerine bulabildiğim herşeyi okuyorum hemde herşeyi sürekli kitaplar alıyorum. Neyse son olarak yogaya başladım...Hadi bi hazım süresi... Evet yoga...
Dün ilk dersime gittim bayıldım resmen tam benlik, kitaplarda okuduğum herşeyin pratiği. Teori bende süper pratik eksikti oda oldu...
Bugün ofise geldim herkese anlatıyorum şöyle tam benlik böyle çok güzel amanda aman işte haftada iki gidicem nasıl güzel falan...Hem içsel huzur hem spor derken...
İçsel huzurum eve gelmemle birlikte kayboldu zira sevgili sultan abla daha iki haftasını doldurmamış yeni giysi dolabımın kayar kapılarını bozmuştu... Dolap kapaklarıda büyük bundan dolayı dolabımın kapakları kıpırdamadığından içindekilerede ulaşmam imkansız....
O içsel huzur bir anda pufff yok oldu gitti... Saçlarım diken diken oldu... Bağırış çağırış amann amannn....
İçsel huzurumu kaybettim hükümsüzdür...Perşembe günü bulurum.
Dün ilk dersime gittim bayıldım resmen tam benlik, kitaplarda okuduğum herşeyin pratiği. Teori bende süper pratik eksikti oda oldu...
Bugün ofise geldim herkese anlatıyorum şöyle tam benlik böyle çok güzel amanda aman işte haftada iki gidicem nasıl güzel falan...Hem içsel huzur hem spor derken...
İçsel huzurum eve gelmemle birlikte kayboldu zira sevgili sultan abla daha iki haftasını doldurmamış yeni giysi dolabımın kayar kapılarını bozmuştu... Dolap kapaklarıda büyük bundan dolayı dolabımın kapakları kıpırdamadığından içindekilerede ulaşmam imkansız....
O içsel huzur bir anda pufff yok oldu gitti... Saçlarım diken diken oldu... Bağırış çağırış amann amannn....
İçsel huzurumu kaybettim hükümsüzdür...Perşembe günü bulurum.
14 Kasım 2011 Pazartesi
Biliyorum sen daha iyi bir başlık bulabilirsin
Hafta sonundan benim için ilginç sayılabilecek birşey anlatmak istiyorum... Cumartesi günü annemle migrosa gittik alışverişe ananas alalım dedik, neyse ananası soyup doğruyacak ilgiliyi bulduk baktık ananas güzel ver bize bir tane daha dedik alıcaz ananasımızı gidicez amcam tutturmaz mı soyduğu ananasın kabuklarınıda vericem diye... annem yok saolun napcan biz kabukları diyor... Amca aaa lütfen bakın sulu sulu sıkar suyunu içersiniz maske yaparsınız yüzünüze diyor...
Beni sinirle karışık bi gülme tuttu.. Annem yok saolun gerek yok atın siz o kabukları dedikçe amca ama bakın sonra çok pişman olursunuz diyor.... Amcam tam organik kabuklarına kadar değerlendiricez....
En son baktım amca annemi yumuşak buldu alın kabukları bakın sarıyorum ben bunları diyip poşete elini uzattığı anda olaya müdahale etmem gerektiğini hissettim ve gür bir sesle tamam çok saolun istemiyoruz biz kabukları dedim....
Yoksa amca aslında bize anında cilt analizi yapıp cildimin ananas suyuna ihtiyacı olduğunu mu anlamıştıda biz bunu göremiyorduk, veya ananası yediğimiz yetmez birde suyunumu kabuğundan çıkarmalıydık.....
Hepsi birer gizem olmaya devam edecek :)
Haydii herkes ananas yemeye...
P.S. Şu yaşıma kadar da "ananas" kelimesini bu kadar çok kullanmamamışımdır.
Beni sinirle karışık bi gülme tuttu.. Annem yok saolun gerek yok atın siz o kabukları dedikçe amca ama bakın sonra çok pişman olursunuz diyor.... Amcam tam organik kabuklarına kadar değerlendiricez....
En son baktım amca annemi yumuşak buldu alın kabukları bakın sarıyorum ben bunları diyip poşete elini uzattığı anda olaya müdahale etmem gerektiğini hissettim ve gür bir sesle tamam çok saolun istemiyoruz biz kabukları dedim....
Yoksa amca aslında bize anında cilt analizi yapıp cildimin ananas suyuna ihtiyacı olduğunu mu anlamıştıda biz bunu göremiyorduk, veya ananası yediğimiz yetmez birde suyunumu kabuğundan çıkarmalıydık.....
Hepsi birer gizem olmaya devam edecek :)
Haydii herkes ananas yemeye...
P.S. Şu yaşıma kadar da "ananas" kelimesini bu kadar çok kullanmamamışımdır.
30 Ekim 2011 Pazar
Otuza dört kala
Tipik hatta klişe bir amerikan filmi sahne başlar seminerdeki konuşmacı topluluğa "Kendini hayatınızı elinize almaya hazır mısınız" diye sorar tüm kafalar aynı anda evet anlamında sallanmaya, uğultular yükselmeye başlar....
Veya ikinci klişe senaryo "Bir kitap okudum hayatım değişti diyenlerden misiniz" diye sorar televizyondaki yüz "eğer öyleyse hemen şu numarayı arayın ve bize katılın" diye devam eder.....
İki ay sonra 26 bitecek... 30'a dört kala olacağım... Evet çok klişe ama bir kitap okudum ve hayatım değişti, farkındalığım arttı diyeyim... Bence zaten hiçbir kitap okuduğunuz anda bizi değiştirmez sadece bizi olaylara karşı daha farkında kılar. Şimdi bu kitaba göre bizi engelleyen tüm o kötü hissiyat ve karın ağrısı kendi iç sesimiz kendi egomuz.. mesela benim bir işim var ama mutlu değilim sürekli işi bırakmayı düşünüyorum ama aynı anda aklıma gelen işte o ne der bu neder sigortaydı maaştı zırt fırt gibi düşünceler bizim egomuz... Egomuz genelde bizi engellemeye yönelik çalışır örnek olarak "o arayıncaya kadar onu aramayacağım" falan gibi....
Ben kendi egoma yaklaşık üç senedir yenik düşüyorum, geçenlerde okuduğum bir yazı 2011 senesi isteklerini kalpten dileyenlerin senesi olacak diye yazıyordu. 2011'in bitimine iki ay kala zararın neresinden dönersen kar mantığı veya geçenlerde sevdiğim bir arkadaşımın yaptığı "gerçek türkler hep son dakikada gelenlerdir" benzetmesi gibi son dakkika golü ile kurtulmayı diliyorum.
Hepimiz biliyoruzki sürekli birşeyleri erteliyoruz, sonra yaparım sonra söylerim sonra ararım... Benim sonram tam üç yıl oldu, dur biraz daha bekliyeyim, belki düzelir, öyle değil böyledir. Kendimi dinlemeye hiç vakit ayırmadım sonra dinlerim diye....
Sonra hesabını sorarım diye hesabını açık bıraktığım da birçok insan oldu... (bu ayrı bir konu)
Ben geçte olsa artık kendi hayatımın kontrolünü elime alıp yapmam gerekeni yapmayı düşünüyorum.... Bazen tesadüf sandığınız şeylerin ise öyle olmadığına inanmanız kendi içinizdeki gücü görmeniz gerekiyor....
11 Ekim 2011 Salı
Kaç zaman olmuş geyiği yapmayacağım
Yok öyle benden kaç zaman olmuş yazmamışım geyikleri. Sizde farkındasınızKİ bayağı olmuş. Geçen gün böyle boş boş otururken fark ettimKİ ben en çok birşeylere mecbur olmayı sevmiyorum. Yanlışlık yok her iki Kİ de büyük.
Bende çiçek böcek moda aşk blogu yazmak istiyorum ama hayat çiçek böcek moda ve aşk değil. Şöyle başlasın istiyorum tüm cümleler bugün falancayla filanca yerdeki mağazanın indirimine gittik.. Bu arada önemli not çok fazlada öyle blog takip ediyorum saygım sonsuz onlarda olmazsa ben nerden bilirim ne nerde satılıyor falan falan..
Susan Miller'dan ekim ayı burç yorumlarını okumayanlar daha yolun yarısındasınız hemen açın okuyun...
Geçen gün milyonbirinci kere Alice in Wonderland'i izledim, o filmde hayata dair çok ders var almasını biliyorsanız.
Birşeyler daha söylemek istiyorum ancakKi kafamdan geçenler dilimden dökülmeden otosansür uyguluyorum haberiniz olsun.
Hadi şimdi next deyiverinde şöyle çiçekli böcekli bloglara bir göz atın. Arayıda açmam merak etmeyin canlar.
Bende çiçek böcek moda aşk blogu yazmak istiyorum ama hayat çiçek böcek moda ve aşk değil. Şöyle başlasın istiyorum tüm cümleler bugün falancayla filanca yerdeki mağazanın indirimine gittik.. Bu arada önemli not çok fazlada öyle blog takip ediyorum saygım sonsuz onlarda olmazsa ben nerden bilirim ne nerde satılıyor falan falan..
Susan Miller'dan ekim ayı burç yorumlarını okumayanlar daha yolun yarısındasınız hemen açın okuyun...
Geçen gün milyonbirinci kere Alice in Wonderland'i izledim, o filmde hayata dair çok ders var almasını biliyorsanız.
Birşeyler daha söylemek istiyorum ancakKi kafamdan geçenler dilimden dökülmeden otosansür uyguluyorum haberiniz olsun.
Hadi şimdi next deyiverinde şöyle çiçekli böcekli bloglara bir göz atın. Arayıda açmam merak etmeyin canlar.
5 Temmuz 2011 Salı
Bugun geri kalan hayatin ilk gunu
Bugun 5 temmuz 2011, bugun herzamanki gibi normal bir gun olarak basladi... Bugune gelene kadar gecen haftadan bahsedeyim biraz... Gecen hafta benim icin hayatimdaki en onemli yer sayilan mekana geldim.. (neresi oldugunu soylemicem zaten bircogunuz icinde hicbir onemi yok, onemi olsa bile benim icin onemli ve yanlizca benim olan bir yeri sizinle paylasirsam orasi artik sadece benim degil BIZIM olmus olur ve buda benim isteyecegim en son seydir..). Kimi icin hayatinda en onemli ve kendini en mutlu hissettigi yer belki hicbir manzarasi bile olmayan evinin balkanu veya muzigi sonuna kadar acip dinleyebildigi arabasidir ama her iki durumda benim icin gecerli degil....
Hayatin anlamini tekrar hissetmek, sarj olup guc toplamak, benim icin yeni bir sayfa acmak icin geri dondugum bu yer bu sefer bana cok farkli bir duyguyu yasatti... Ben bugun hayatimdaki en onemli insanlardan birisini kaybettim.... O artik yok... Zaten cok hastaydi.... Ve burdan gitti.....
O hayatinizda tanidiginiz en iyi insandi.. Gercekten oyleydi... Hayir degildi diyen varsa kesinlikle yalan soyluyor demektir. Ben sansliydim cunku onunla tanismaktan ote ben Onunla buyudum... Ben sansliydim cunku Onun yaptigi yemekleri yedim ve bilinki O cok mukemmel yemek yapardi, yaptigi borekler en iyisiydi, bir gercegide burda dile getiriyim baska yerde yedigim ve cok guzel olmus dedigim tum borekler ve tum yemekler aslinda bana bir kez daha Onun yemeklerinin ve boreklerinin ne kadar mukemmel oldugunu hatirlatiyordu. Sadece yemek ve borekler mi diye soruyor musunuz bilmiyorum ama diger ozelliklerini yazmama size onu O gittikten sonra anlatmama gerek yok, bu yazi Onu tanimayanlara degil Onu taniyip sevenleredir.
Onunla tanisma firsati bulmus ve burdan soyleyim gercekten sansli sayilan insanlara bu kotu haberi verdim... Herkes cok uzgundu cunku O artik yoktu, hasta yataginda iki kelime bile konusmak ona zor gelirken herkesin sana selami var dedigimizde tum sevenlere selam soyleyin deme nezaketinde, belkide en cok kendine lazim olan o son bir iki nefesinide gene sevenlere dostlara selam ederek harcadi. O artik yok ama O artik heryerde...
Hayatimdaki en onemli yerde bana catal ve bicak tutmayi ogreten, bana sarkilar ogreten, pesimden meyve yemek icin meyvelere soyup tabakta getiren, usudugumde ustumu orten o muhtesem insani kaybettigim yer bugun benim icin cok farkliydi havasi gordugum renkleri herseyi cok farkliydi... Bugun Onun gunuydu ve oyle kalmaliydi.. Bugun 5 temmuz benim icin cok farkliydi... Hayatin aldigimiz nefes yerine nefesimizi kesen anlardan olustugunu her kim dediyse inanin yalan soylemis, ahmaklik etmistir. Hayat bildigin aldigin nefeslerdir zaten o nefesi almiyorsan artik bir hayat yok demektir.
Her bitisin bir baslangic olmasi hayatin dongusudur... Ben hayatimdaki bu bitisle bir yenisini baslatmis oldum, en sevdiklerin bile birgun gidiyorsa zaten hayatinda hic olmamislari veya sadece lafta olmus olanlarida yaninda tasimanin bir anlami yok... Bugun: dogum gunumde geride biraktigim bircok insana gene yenisini ekledim...
Tum gun Onunla konustum Ona buralari anlattim, cok severdi aksamlari deniz kenarinda yurumeyi, yildizlara bakmayi. Onun icin yedim bugun tatlilari...O rakiyi sek icerdi, ben de bugun oyle yaptim onun serefine kaldirdim kadehimi....
Seni cok ozluyorum....
Hayatin anlamini tekrar hissetmek, sarj olup guc toplamak, benim icin yeni bir sayfa acmak icin geri dondugum bu yer bu sefer bana cok farkli bir duyguyu yasatti... Ben bugun hayatimdaki en onemli insanlardan birisini kaybettim.... O artik yok... Zaten cok hastaydi.... Ve burdan gitti.....
O hayatinizda tanidiginiz en iyi insandi.. Gercekten oyleydi... Hayir degildi diyen varsa kesinlikle yalan soyluyor demektir. Ben sansliydim cunku onunla tanismaktan ote ben Onunla buyudum... Ben sansliydim cunku Onun yaptigi yemekleri yedim ve bilinki O cok mukemmel yemek yapardi, yaptigi borekler en iyisiydi, bir gercegide burda dile getiriyim baska yerde yedigim ve cok guzel olmus dedigim tum borekler ve tum yemekler aslinda bana bir kez daha Onun yemeklerinin ve boreklerinin ne kadar mukemmel oldugunu hatirlatiyordu. Sadece yemek ve borekler mi diye soruyor musunuz bilmiyorum ama diger ozelliklerini yazmama size onu O gittikten sonra anlatmama gerek yok, bu yazi Onu tanimayanlara degil Onu taniyip sevenleredir.
Onunla tanisma firsati bulmus ve burdan soyleyim gercekten sansli sayilan insanlara bu kotu haberi verdim... Herkes cok uzgundu cunku O artik yoktu, hasta yataginda iki kelime bile konusmak ona zor gelirken herkesin sana selami var dedigimizde tum sevenlere selam soyleyin deme nezaketinde, belkide en cok kendine lazim olan o son bir iki nefesinide gene sevenlere dostlara selam ederek harcadi. O artik yok ama O artik heryerde...
Hayatimdaki en onemli yerde bana catal ve bicak tutmayi ogreten, bana sarkilar ogreten, pesimden meyve yemek icin meyvelere soyup tabakta getiren, usudugumde ustumu orten o muhtesem insani kaybettigim yer bugun benim icin cok farkliydi havasi gordugum renkleri herseyi cok farkliydi... Bugun Onun gunuydu ve oyle kalmaliydi.. Bugun 5 temmuz benim icin cok farkliydi... Hayatin aldigimiz nefes yerine nefesimizi kesen anlardan olustugunu her kim dediyse inanin yalan soylemis, ahmaklik etmistir. Hayat bildigin aldigin nefeslerdir zaten o nefesi almiyorsan artik bir hayat yok demektir.
Her bitisin bir baslangic olmasi hayatin dongusudur... Ben hayatimdaki bu bitisle bir yenisini baslatmis oldum, en sevdiklerin bile birgun gidiyorsa zaten hayatinda hic olmamislari veya sadece lafta olmus olanlarida yaninda tasimanin bir anlami yok... Bugun: dogum gunumde geride biraktigim bircok insana gene yenisini ekledim...
Tum gun Onunla konustum Ona buralari anlattim, cok severdi aksamlari deniz kenarinda yurumeyi, yildizlara bakmayi. Onun icin yedim bugun tatlilari...O rakiyi sek icerdi, ben de bugun oyle yaptim onun serefine kaldirdim kadehimi....
Seni cok ozluyorum....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)