17 Ekim 2009 Cumartesi

insan hayal ettiği sürece yaşar..... hayat akmaya devam eder. sen sürüklenirsin arada....
insanlar değişir mevsimler değişir pencerenin dışındaki manzara değişir, sen bakarsın.

Yıllar geçer sen yıllanırsın ailene göre asla büyümezsin. Sadece kafa kağıdındaki rakam büyür. İşlerine gelmez, için daralır.

Şiddetle tavsiye ediyorum Paloma faith dinleyin kendisini çok sevdim, bir de şu aralar Jay Z ve Alici Keys'in birlikte seslendirdikleri Empire State of Mind mutlak suretle dinlenmeli.

8 Ekim 2009 Perşembe

Böyle bir garip yani herşey, kafamda bir türlü yerine oturtamıyorum. Çok manyak manyak düşüncelerim var kafamda. Bir insanın hayatında yer aldığınızı nerden anlarsınız facebook'ta ki sayfasında sizden hiç söz etmiyorsa, sadece resimler varsa, ama diğer yandan facebook'ta o kadar da özel hayatın olması çokda güzel bir durum değil. Yok bencede saçma bir düşünce.

Spor merkezlerine kafayı taktım üye olucam, çok hoşlar üyelik için gittim bizim fiyatlar Avro üzerinden, 400 Avro bir defaya mahsus üyelik ücreti, sonra spinning dersi için rez. yaptırıyorsunuz, para veriyorsunuz, spa icin para veriyorsun, squash raketi için para veriyorsun. Hımmmm, çok güldüm.

Havalarda artık soğuyor... Nefret bir durum, şu an birde karnım aç tam nefretlik yaaaaaa.
Artık az yiyorum.

28 Eylül 2009 Pazartesi

Günlerden pazartesi, bir basıma gitmesi geren gazete günü daha.... Bugün Süperkahraman Amerikaya uçtu, esenboğada pistte havalanmada 2. sırada olması ve kuleninde ona izin vermesi ile uçtu gitti, iki seneliğine, iki olur üç. Özlicem çok.....

Günler geçmeye devam ederken, sorgulamaya başladım, ben napıyorum istediğim işimi yapıyorum yoksa ne?

İstediğim işmi tam bilemiyorum aslında, başka bir iş görmedim daha, hayatımı yurtdışına kaydırmayı düşünüyorum but how?

Şu sıralar bir köpek alma fikri hala çok cazip geliyor.... Bunu okuyucak olan annem eve gelince köpek falan almak yok gibi 24 senelik klasik laflarını sarfedicek ama ben asla bu hayalimden vazgeçmicem. Eziyet...

Uff,puhhh vah vah

11 Eylül 2009 Cuma

kelimelerin bazen ağıza dolmaya ziyan olduğu günlerden bir günde şuursuzca yaptığım bir telefon konuşması geldi aklıma, kendimce kinliydim tepkiliydim, çok sonralar dank etti kafama aslında kendimeymiş zararım, yol yakınken dönemedim kar edemedim.

Kalakaldım öylece bir ton yürek gürültüsüyle, çok çalışan kelimer pabuç kıvamındaki dilime zor geldiler dökülemediler özgürce havaya.

Nedendir bilinmez ve evet ben çok severim nedendir bilinmez diye cümlelere başlamaya akıllara ziyan herkes biliyordur aslında ben sadece nedenini sorguluyorumdur, benim içinse nedendir bilinmez oluyorlardır.

İnsanlarında kuşlar gibi göç etme mevsimi var, kararlıyım bu düşüncemde aksini çok diretmeyin sevmeyebilirim, bavulunu alan gidiyor, havaalanında pistte uçuş sırasını bekleyen uçaklar gibi ve bu insanlar göç etme mevsiminde olmayan diğer hemcinslerininin çok iyi kokusunu alıyorlar ve onları göç etme ile ilgili her türlü durumdan uzak tutuyorlar sanki göç etme onlara özgü bir buluş gibi büyüklerimizin dediği gibi amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Sen onlara anlat bakalım biraz bu göç olayını belki onlarında göçü yakındır.

Kendimi önyargılı biri olarak görmezdim ama son zamanlarda aslında yanıldığımı fark ettim, birde neyi farkettim biliyo musunuz? Biz aslında birbirimizi hiç dinlemiyoruz. Soruyu soranda cevabı verende ne dediklerinden bir haber. Önyargılıymışım ama bunların yıkılmasından da gocunmuyormuşum aksine mutluluk duyormuşum birde ben fedarkarmışım ama karşılığını alamamışım öyle söyleniyor.

Uğur böceklerinin uçtuğu tarlalar çoktan yakılmış yıkılmış masallarda olanlar hep orda kalırmış gökten düşücek üç elmanın peşinde bir hayat devam edermiş.

Mişli geçmiş zaman hayatımda ne zaman yer etmiş?.......

1 Eylül 2009 Salı

Evett bir haftalık bir tatil yaptim ve geri döndüm, ama sabah hiç işe gelesim yoktu, öğğkkkkkkkkk dedim.

Bir hafta süper kahraman ile birlikte güzel bir tatil oldu. Ona ayvalık ve Cunda gezdirdim, beğendi, yoruldu yüzdü, sinemaya gitti, çokcana yedi.

Ama işte ankaraya dönüş tarafı beni bitirdı o Ankara il sınırı tabelasını hiç sevmiyorum.
Pazartesi evde ankara havasına alıştım ama sevmiyorum sendrom yaşıyorum şu an. Bitsede gitsek....

20 Ağustos 2009 Perşembe

Temmuz gelip geçerken, ağustos bitti neredeyse ben hala olduğum yerdeyim. Ağaçların yaprakları sararmaya başladı bile. Neyse haftaya soon to be free'yim. Yapılan planlar ve stres ter basması yaşadım. Anamm valla çok zor, bi tatile gitsem deniz kokusunu içime çeksem rahatlıcam valla.

Mysis Amerikaya gitti, kaldım burda tek başıma valla arkadaşsız kalmak ne zormuş yaa. kimse yok diğer yakın dostlar mezun olduğumuzda gitmişlerdi, ha kabul geldi ha vize işlemleri falan kabul edildide gitti bile. Banada arkasından ağlamak kaldı.

Garip bir hüzün sarar içini dökemezsin kelimelere,
kafanı kaldırıp güneşe bakmak istersin sana umut versin diye...
Kaldıramazsın kafanı yükü ağır çeker, düşünceler dolmuştur içi....
O zaman anlarsınki yanlız kalmışsın.....


Birde şu durumu yaşıyorum kepçe ile verip kaşık ile burnundan çıkarma durumu thanks to my Drama King++

Drama Queen tatilde, biz kaldık drama king++ ile başbaşa, we are re-bounding, total b.s.

Ofiste puzzle almıştık 1000 parçalık onu tamamladık böyle pastel kalemle bir zenci kız resmi çok güzel oldu görmelisiniz resmini bilem çektim, yemedim içmedim puzzle yaptım kısa bir süre içinde de bitti, çerçeveciye verdim o bile geri alırken çok güzel olmuş dedi, gurur duydum. Yarın ofisimin duvarlarını süslicek, ondan sonrada eve getiririm diyorum.

9 Ağustos 2009 Pazar

Uğur böcekleri konmuştu küçük kızın ellerine, yüzüne o uyurken çimlerin üstünde, kulağına fısıldamışlardı hadi artık uyanda oynayalım çok uyudun diye, küçük kız derin uykusundan uyanmış etrafına bakmış uğur böceklerinin herbirine birer öpücük kondurup evde onu bekleyen annesinin yanına dönmüş....

Uğur böcekleri kendileriyle oynamadığı için küçük kıza küsmüşler, artık uyurken onun yanına gelmez olmuşlar, küçük kız yanlız kalmış, meğersem en yakın arkadaşları uğur böcekleriymiş....